Son dakika: Kimyasal tehlike! Kırmızı çizgi aşılır mı? Küçük bir damlası ölümcül olabilir

Rusya’nın bu iddiası, Ukrayna’daki şehirlere karşı olası bir kimyasal silah kullanmasını haklı çıkarmaya yönelik bir “düzmece saldırı planı” olarak nitelendi ve Ukrayna ve ABD tarafından reddedildi.

Ukrayna’da laboratuvarların olduğu biliniyor. Hükümet, bu laboratuvarlarda bilim insanlarının nüfusu Covid gibi hastalıklardan korumak için çalışma yaptığını söylüyor.

BBC Türkçe’nin haberine göre; Ukrayna şu anda savaş halinde olduğundan, Dünya Sağlık Örgütü (WHO) Ukrayna’dan laboratuvarlarındaki tehlikeli patojenleri yok etmesini istedi.

Peki kimyasal silahlar tam olarak nedir ve biyolojik silahlardan nasıl ayrılır?

KÜÇÜK BİR DAMLASI ÖLÜMCÜL OLABİLİR

Kimyasal silahlar, vücudun sistemine saldıran toksinler veya kimyasal maddeler taşıyan her türlü mühimmattır.

Kimyasal silahların farklı kategorileri var. Fosjen gibi boğucu maddeler akciğerlere ve solunum sistemine saldırır ve kurbanın akciğer salgılarıyla boğulmasına neden olur. Hardal gazı gibi cildi yakan maddeler kabarcıklara yol açar ve insanı kör eder.

En ölümcül kimyasal silah ise beynin kaslara ilettiği emirleri etkileyen sinir gazıdır. Bunların küçük bir damlası ölümcül olabilir. Örneğin 0,5 mg’dan az VX sinir gazı bir yetişkini öldürmek için yeterlidir.

Bütün bu kimyasal maddeler savaşta top mermisi, bomba ve füzelerde kullanılabilir. Ancak bunların tümü, Rusya da dahil olmak birçok ülke tarafından imzalanan 1997 tarihli Kimyasal Silahlar Sözleşmesi ile kesinlikle yasaklanmıştır.

Kimyasal silahların denetlenmesi, Hollanda’nın Lahey kentindeki Kimyasal Silahların Yasaklanması Örgütü (OPCW) tarafından yürütülür ve bu kuruluş, silahların yasa dışı kullanımını izler ve yayılmasını önlemeye çalışır.

Kimyasal silahlar geçmişte savaşta kullanıldılar: Birinci Dünya Savaşı’nda, 1980’lerde İran-Irak savaşında ve daha yakın zamanda Suriye hükümeti tarafından isyancı güçlere karşı kullanıldı.

KIRMIZI ÇİZGİNİN AŞILMASI

Rusya, 2017’de kimyasal silah stoklarının sonuncusunu da yok ettiğini açıklamıştı; ancak o tarihten bu yana Moskova tarafından yapıldığı iddia edilen en az iki kimyasal saldırı oldu.

Bunlardan ilki, Mart 2018’de İngiltere’nin Salisbury kentinde gerçekleşti. Eski bir KGB görevlisi ve sığınmacı Sergei Skripal, kızıyla birlikte sinir gazı Noviçok ile zehirlendi. Rusya sorumluluğu reddetti ve kimin yapmış olabileceğine dair 20’den fazla farklı açıklama getirdi.

Ancak müfettişler, bunun Rusya’nın Silahlı Kuvvetler Genelkurmayına bağlı askeri istihbarat teşkilatı GRU’dan iki subayın işi olduğu sonucuna vardı ve bunun sonucunda 128 Rus ajanı ve diplomatı birçok ülkeden sınır dışı edildi.

İkinci saldırı ise Ağustos 2020’de Rus muhalefet lideri Alexey Navalni’ye yönelik oldu. O da Noviçok ile zehirlendi ve kıl payı ölümden kurtuldu. Peki Rusya, Ukrayna’da kimyasal silah kullanacak mı?

Rusya savaşta zehirli gaz gibi silahlar kullanırsa, kırmızı çizginin aşılması olarak değerlendirilir ve büyük olasılıkla Batı’yı kararlı adımlar atmaya yöneltir.

Rusya, Suriye’deki müttefiki Beşar Esad rejimine destek verirken bu silahları kullandığına dair hiçbir veri yok. Ancak Esad rejiminin kendi halkına karşı onlarca kimyasal saldırı düzenlediği iddia ediliyor.

Gerçek şu ki, saldıran ordunun, savunma kuvvetlerinin iradesini kırmaya çalıştığı, uzun süreli bir savaşta, kimyasal silahlar ne yazık ki bunu başarmanın etkili bir yolu olarak görülüyor. Suriye’nin Halep’te yaptığı buydu.

BİYOLOJİK SİLAHLAR

Biyolojik silahlar ise kimyasal silahlardan farklıdır. Ebola gibi tehlikeli bir patojenin silah haline getirilmesini tanımlamak için kullanılan bir tabirdir.

Sorun şu ki, nüfusu zararlı patojenlerden koruma yöntemleri üzerinde çalışmak ile onların bir silah olarak nasıl kullanılabileceğine yönelik gizli çalışmalar arasında potansiyel olarak gri bir alan söz konusu.

Rusya, Ukrayna’nın bu alanda yaptığı yanlışlara dair herhangi bir kanıt sunmuş değil. Ancak, iddialarını görüşmek üzere Cuma günü acil bir BM Güvenlik Konseyi toplantısı çağrısında bulundu.

Rusya, Sovyetler Birliği’nin döneminde, Biopreparat adlı bir kuruluş tarafından yürütülen ve yaklaşık 70.000 kişiyi istihdam eden büyük bir biyolojik silah programını kontrol ediyordu.

Soğuk Savaş’ın sona ermesinden sonra, bilim insanları tesise girdiğinde, Rusya’nın güneyinde bir adada canlı maymunlar üzerinde test ettikten sonra şarbon, çiçek hastalığı ve diğer hastalıklara yol açan virüslerin silah haline getirilmesi için kitlesel üretim kapasitesinin geliştirildiğini gördüler. Batı şehirlerini hedef alan uzun menzilli kıtalararası füzelerin savaş başlıklarına şarbon sporları bile yüklenmişti.

Konvansiyonel olmayan silahlar listesinde bir de “kirli bomba” adı verilen ve radyoaktif unsurlarla çevrili normal bir patlayıcı var. Buna radyolojik dağılım cihazı, İngilizce kısaltmasıyla RDD adı veriliyor. Sezyum 60 veya Stronsiyum 90 gibi radyoaktif bir izotop taşıyan konvansiyonel bir patlayıcı haline getirilebilir.

En azından başlangıçta, normal bir bombadan daha fazla insanı öldürmez. Ancak, büyük bir alanı haftalarca etkileyerek, tamamen temizlenene kadar yaşanmaz hale getirebilir.

“Kirli bomba”, halk arasında paniğe neden olmak ve toplumun moralini baltalamak için tasarlanmış psikolojik bir silah gibidir. Savaşta pek kullanıldığına tanık olmadık. Bunun nedeni hem tehlikeli olması hem de kullanıcıyı kişisel riske maruz bırakmasından dolayı kullanılması zor olmasıdır.

 

Related Posts

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.